Bizimle iletişime geçin

Kalemden Damlalar

Daha neler göreceğiz?

İsa Akgül

tarihinde

yayınlandı

Zaman, arkasına hiç bakmadan, hedefine ulaşabilmek için hızlı bir şekilde yol alarak ilerlemekte…

Zamanın, bölgesinden geçerken bıraktığı izlerin etkisini algılamakta, analizini çözmekte, mekanın eli ayağına dolaşmakta…

   İnsan, yaşadığı zaman diliminde, ikamet ettiği mekanda gerçekleşenlerden, yüreğine takılanların olumlu-olumsuz olduklarını netleştirecek gücü yitirdiğinden, etik olanları silmekte bir beis, bir sakınca görmemekte…

   Kendi kabuğunu kıramayan insan, acıları mutluluk, mutlulukları keder, yanlışları doğru, doğruları hata, çirkinlikleri zamanın ve şartların gereği kabul etmekte… Bu kabul ediş, kendisini, kendisi yapan değerlerin, öğelerin, toprağın üzerinde, ayaklar altında parçalanarak yitikleşmesine, silinip süpürülmesine, temel düsturlar kitabının satırlarından kazınmasına, yaşamdaki uygulanırlığının tozlu raflara kaldırılmasına sebeptir.

   Hayal bile edemediklerini karşılarında bulan insanlar, hızlı değişimin isteklerine cevap veremediklerinden, zihinlerinde daima nelerle karşılaşacaklarına dair soru zinciri oluşturmakta, yaşadıklarını da bardağındaki çayı yudumladığı gibi yudumlayıp, hiçbir şey olmamış gibi davranmakta… Bu ise, gelecekle ilgili düşüncelerin düşünülmemesine, sona ermeme algısının kuvvetlenerek yerleşmesine kaynak olmaktadır.

   Böyle bir hal ve durumda, Mustafa amca gibi düşünmek gerekir herhalde…

   Yeşilliği ve doğa güzelliği olan köyün birinde, tatlı dilli, güler yüzlü, yüreği pak olan bir Mustafa amca yaşarmış. En dikkat çeken özelliği, yaşadığı tüm olumsuzluklar karşısında, yaşadıklarını sürekli iyiye yorumlar ve dersler çıkartırmış kendince.

   Günlük hayatında zorlukla, sıkıntılarla karşılaştığında “ Dünyaya geldik, bunları da gördük ve yaşadık. Yarın neler göreceğiz diyerek düşünürmüş.

   Günlerden bir gün evinden çıkıp tarlasına çalışmaya giderken, yolun kenarında kuru bir insan kafası görmüş. Ölümü hatırlayarak, ölüm sonrasını düşünmeye başlamış. Kuru kafayı alıp evine dönmüş.

   Samanlıkta ayırdığı bir yere özenle kafatasını koymuş, üzerini de bir bezle örtmüş. Her gün sabah belirli saatte, işine gitmeden önce onu ziyaret eder, “Geldik, gördük, yaşadık ve öleceğiz” diye söyler, sonra da işine gidermiş. Günlerce bu böyle devam etmiş.

   Hanımının gözünden bu durum kaçmamış. Kendisini merak sardığından takip etmek istemiş. Mustafa amca günlük normal ziyaretini yapmış, söylemesi gerekeni söylemiş ve işine gitmiş. Hanımı samanlığa girip, beyinin ziyaret ettiğinin kuru bir kafa olduğunu görünce dehşete kapılarak değişik düşüncelere sahip olmuş. 

    Mustafa amcanın hanımı;  “ Herhalde bu, benden önceki ölen sevgilisinin kafatası.  O kadar çok sevmiş ki, onun kafatasını buraya saklamış. Sevgisini onu ziyaret ederek katmerleştiriyor” diye söylenmiş. Kıskançlık duygusu zirvelere tırmanınca, Mustafa amcanın yolda bulduğu, kime ait olduğunu bile bilmediği kafatasını kadın yakmış. Akşam olunca, kadın beyine kafatasının kime ait olduğunu sormuş. Olanı hanımına anlatmış Mustafa amca. Hanımı kuru kafayı yaktığını söyleyince, Mustafa amca şu cümleyi mırıldanmış. “ Geldik, gördük, yaşadık, öldük. Daha neler göreceğiz?”

 Geleceğimizde daha neler göreceğiz diye hiç düşündük mü?

Okumaya Devam Edin