Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Çok Bilinmezli Denklem Kronik Prostatit

Opr. Dr. Coşkun Kaya

tarihinde

yayınlandı

Yaklaşık 2 yıldır Objektif Dergisi’nde alanım ile ilgili çeşitli bilgileri sizinle paylaşmaktayım. Bu yazılar sırasında bir öğretmen edasıyla konulara yaklaştığımı fark ettim. Bu dilin bazen anlaşılmam da zorluk taşıdığını fark ettim. O yüzden, bu yazımda sanki sizinle sohbet edermiş gibi bu yazıyı yazmak istiyorum.

            Sperm sıvısına katkıda bulunmak dışında bir faydası olmayan prostatın iltihaplanmasına prostatit denir. Eğer bu iltihaplanma bir anda olduysa akut prostatit, uzun süredir kişide mevcutsa kronik prostatit denir. Akut prostatit ölüme kadar neden olabilecek antibiyotik tedavisi  gerektiren ürolojinin acil tedavi gerektiren bir hastalığıdır. Kronik prostatit ise hala tam olarak aydınlatılamayan çeşitli nedenlerle prostatta iltihaplanmaya (enfeksiyona değil enflamasyona neden olur), ödeme neden olup hastanın günlük yaşamını olumsuz etkileyen, tabiri caizse öldürmeyip süründüren bir durumdur.

            Son yıllarda kronik prostatit yerine kronik pelvik ağrı sendromu terimi kullanılmaya başlanılmıştır. Çünkü bu hastalıkta karın bölgesi ve etek bölgesindeki tüm alan olumsuz etkilenmektedir. ‘Eğer’ bölgesinde (ata bindiğimizde eğere temas eden bölgemiz) sanki tenisi topu varmış gibi hissetme, idrar yaparken çeşitli sıkıntılar, sertleşmede bozukluk, isteksizlik, erken boşalma, peniste-yumurtalarda-kasıklarda ağrı-soğukluk, sperm sıvısında değişiklikler,kısırlık en sık görülen şikayetlerdir. Bu kişilerde aynı zamanda kabızlık, ishal, şişkinlik de sık görülür.

            Kronik prostatite neden olan durumlar tam olarak ortaya konamasa da bel soğukluğu sonrası veya boşalma esnasında kendini sıkıp boşalmayı engellemeye çalışma sıklıkla karşımıza çıkmakta birlikte bazan hiçbir etken de ortaya konamamaktadır. Dışkılama ve işeme kanalına çok yakın komşulukta olduğu için bu bölgelerde meydana gelen olaylar prostatı da olumsuz etkilemektedir.Bu hastalarda hemoroit (basur)- anal fissür-fistül, Crohn hastalığı- ülseratif kolit gibi barsak hastalıkları da kronik prostatite neden olmaktadır. Kronik prostatit tanısı diğer olası tanıları dışlanması ile konur. Tanı da PCR, semen kültürü, tekrarlayan idrar tahlili ve kültürünün yeri yok denecek kadar azdır. Hatta kronik prostatım diye tüm Türkiye’yi dolaşan hatta yurt dışına giden hastaların aslında başka hastalıklara (mesane boynu yüksekliği, üretral darlık, hemoroid) sahip olduklarını da deneyimledim.

            Gerek kişisel deneyimlerime göre gerekse yapılan çalışmalarda gösterilmiştir ki bu hastalığa sahip olan kişilerin psikolojilerinin kırılgan bir yapıya sahip olduğu aşikardır. Karşılaştıkları sorunları kafalarına takmaya engel olamayan, bu sorunları günlük yaşamlarını etkileyecek bir hale getirmeleri en büyük özellikleridir. Bu hastalığa semptomları yaşamaya başladıktan sonra tüm hayatları bu hastalık olup psikolojileri bozuk olan bu hastaların psikolojileri daha da bozulmakta; hasta bir kısır döngüye girmektedir. Çıkmaza giren hastanın günlük yaşam kalitesi tamamen bozulur ve kendini tamamen bu hastalıktan kurtulamaya adar. Çare bulamadıkça da resmen bir bataklığa düşmüş gibi daha da bataklığın derinliğine doğru ilerlemeye başlamaktadır. Yaşadığı cinsel problemler evlenmeden kaçınmaya, işeme problemleri iş hayatını olumsuz etkilemeye hatta iş değiştirmeye, psikolojik sıkıntılar aile içi sorunlara neden olup boşanmalara kadar gitmektedir.

            Tanısı kadar tedavisi de bu hastalığın net değildir. Uzun süreli antibiyotik tedavisi akupunktur, prostat masajı, prostata iğne tedavisi, şok dalga tedavisi-ESWT, egzersizler, faj tedavileri, alternatif tıp, TUMT, Termoterapi günümüzde tedavi olarak kullanılmaktadır. Fakat hiçbirinin etkinliği geniş katılımlı çalışmalar sonucunda kesinleşmemiştir. Bu hastalığın tedavisinin sonuçları bence hastanın kişisel özelliklerine göre de değişmektedir. Kiminin fayda gördüğü tam olarak iyileştiği bir tedaviden bir başkası hiç fayda görmemektedir. Bu yüzden hastalığın net bir tedavisi şu an için mevcut değildir.

            Peki biz ne yapıyoruz? Kronik prostat için Eskişehir Şehir Hastanesi’nde SGK tarafından ödenen termoterapi yöntemi uygulanmaktadır. Bu yöntemi kronik prostatit tedavisinde de kullanabileceğimizi bilmemize rağmen ilk olarak iyi huylu prostat büyümesi için tercih ettik. Kronik prostatitli hastaların değişken psikolojik halleri, tedaviden ne kadar fayda göreceklerini net olarak onlara belirtemeyecek olmam bu grup hastalara mesafeli olmama neden oldu. Yaşlı hastalarda ciddi anlamda olumlu sonuçlar almamız, işlemi iyice tanır hale gelmemiz, tek tük prostatitli hastadan güzel sonuçlar almamız bu hastalığa da ağırlık vermemizi sağladı. Bugüne kadar Kırklareli, Çanakkale, Bitlis, İstanbul ve Eskişehir’den 13 hastamıza bu tedaviyi başarı ile uyguladık ve şimdilik sonuçlarımız da iki tarafının da yüzünü güldürmekte. Tedaviyi alan ve almaya niyetli olan hastalarımız ile kurduğumuz Whatsapp grubu sayesinde ile de herkes kendi deneyimlerini birbiriyle paylaşmakta, bu sorunu yaşamanın bir kader olmadığını, termoterapiden fayda görenlerin de olduğunu bilmeleri, en azından tedavi almaya niyetli olan fakat korkan hastalarımız için bir ışık olmaktadır. Bu grupta benim de olmam, grup üyelerinin bana hızlıca ulaşmalarını sağlamakta kafalarına takılan veya tedavi sonrası yaşadıkları sorunları hızlı bir şekilde bana iletmelerini de sağlamaktadır. Bu durum da hastalarımızın psikolojilerine olumlu etki etmektedir. Kronik prostatitli hastaların yaşamış oldukları yoğun bilgi kirliliği ve kafa karışıklığını gidermek için de bir kitap yazma hazırlığına da başladım. En kısa sürede bu kitabı basıma hazırlayıp hastalarımıza ulaştırma niyetindeyim.

            Peki termoterapi nedir? 1 saatlik bir işlem olup hastaya önce bir sonda takılır. İşlem hasta uyanıkken yanında yakınları var iken serviste yapılmaktadır. Sonda aracılığı ile verilen ısı prostat dokusundaki ödemin ve enflamasyonun gerilemesine neden olur. İşlem sonrası sonda çıkarılıp yeni sonda takılır. Hastaya prostat ilacı, antibiyotik ve ağrı kesici kullanması için reçete yazılıp hasta evine gönderilir. Sonda 3 gün kaldıktan sonra sondası çıkarılır, ilaçlar bitinceye kadar kullanılması önerilir. Bu yöntemin hiçbir yan etkisi-komplikasyonu yoktur

            Peki termoterapinin TUMT’tan farkı ne? TUMT bu hastalıkta kullanılan ilk yöntemlerdir. Bu işlem esnasında hem sonda takılır hem de makattan ayrı bir soğutucu alet sokulur. 1990’lı yıllarda büyük bir ümit olarak gündeme gelen bu yöntemde hem istenilen sonuçların alınaması, hem makattan alet sokulması hem de kanamaya neden olması bu yöntemin kullanırlılığını giderek azaltmıştır.

            Termoterapinin hastanemizde ücretsiz uygulanması, bu yöntemin bilinen bir yan etkisinin olmaması, bu hastalıkta giderek artan tecrübemiz sayesinde, diğer tedavi yöntemlerinin kullanıp fayda görmeyen tüm kronik prostatitli hastalarımızı Eskişehir Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği’ne beklemekteyiz.

Okumaya Devam Edin