Bizimle iletişime geçin

Sağlık

Erkeklerin korkulu rüyası: Prostat

Doç. Dr. Coşkun Kaya

tarihinde

yayınlandı

Prostat bezi, erkeklerde idrar kesesinin hemen altında bulunur ve idrarın idrar kesesinden dışarı atıldığı üretra denilen kanalı çevreler. Erişkin bir erkekte prostat bezinin ağırlığı 25-30 gram civarındadır. Prostatın başlıca görevi, meninin sıvı olan kısmını imal edip cinsel boşalma sırasında bu sıvının dışarı atılmasına yardımcı olmaktır.

40’lı yaşlardan itibaren giderek büyümeye başlayan prostat bezinin özellikle iç kısmı büyüyebilir ve normalde bir kestane büyüklüğünde olan prostat bezi bir elma hatta portakal büyüklüğüne kadar erişebilir. Bu duruma iyi huylu prostat büyümesi veya medikal adıyla BPH (benign prostat hiperplazisi) denmektedir. BPH yaşlanmayla çok yakından ilgisi bulunan bir durumdur. Hayati bir tehdit oluşturmamasına karşın, alt idrar yolu semptomları olarak kendini gösteren klinik, hastanın yaşam kalitesini düşürür. Yapılan çalışmalarda 60 yaşındaki erkeklerin %50’sinde, 80 yaşındaki erkeklerin ise %90’ında iyi huylu prostat büyümesinin görüldüğünü bildirilmektedir. 

BPH prostatın iyi huylu hastalığı iken Prostat kanseri bu bezin kötü huylu olan hastalığıdır. Prostat kanserli olan birinin hiçbir şikayeti olmayacağı gibi aşağıda bahsedeceğimiz şikayetlerinin yanında ilerleyen hastalıkta kemik ağrısı şikayetleri de olabilir. Sinsice ilerleyebilen bu hastalıktan dolayı 50 yaşın üzerinde her erkeğin idrar yolları ile ilgili şikayeti olsun ya da olmasın, yılda bir kere mutlaka ürolog kontrolüne (prostat muayenesi ve kanda PSA testi için) gitmesi önerilmektedir. I. derece akrabalarında (baba, erkek kardeş gibi) prostat kanseri olan kişilerde sözü edilen yıllık kontrollerinin 45 yaşından itibaren başlanması önerilmektedir. Zira I. derece akrabalarında prostat kanseri olan erkeklerde, prostat kanseri görülme riski 2-6 kat arasında artmaktadır.

BPH’da idrar kanalını saran prostat bezindeki büyüme idrar kanalına baskı yaparak idrar kanalında tıkanmaya ve idrarın rahat atılamamasına neden olmaktadır. Bu nedenle zamanla mesane kasında zorlanmaya bağlı olarak kalınlaşma ve hassaslaşma, en ufak bir uyarıda aşırı hisle tepki verme başlamaktadır. Bu da mesanede bir miktar idrar birikse bile işeme hissi ile kendisini göstermeye başlar. Zamanla mesane kası yorulur, güçsüzleşir ve idrarın tam olarak boşaltılamaması ile idrar kesesinde (mesanede) idrar kalmaya başlar. Genel olarak hastalarda BPH’a bağlı olarak;

  • İdrar kuvvetinin ve kalınlığının azalması
  • İdrarı başlatmakta güçlük
  • Kesik kesik idrar yapma
  • İdrarın sonunda damlama
  • İdrarı tam boşaltamama hissi
  • İdrarda kan
  • Sık idrar yapma (gündüz ve gece)
  • Ani idrar yapma isteği
  • İdrar yapma hissi oluştuğunda idrar kaçırma
  • İdrar yaparken yanma ve sızı hissi şikayetleri görülür

Eğer bir hasta bu şikayetlerine rağmen tedavi almaz ise BPH’a bağlı bazı olumsuz etkiler (komplikasyonlar) oluşabilir. Bu etkileri sıralamak gerekirse;

  • Ani idrar tıkanması: İdrar yolu tam olarak tıkanır ve hasta idrar yapamaz. Buna bağlı olarak karın alt bölgede şiddetli ağrı oluşur. İdrar yolundan bir sonda takılarak idrar kesesinde biriken idrar boşaltılmalıdır.
  • İdrar yolu iltihabı: İdrar yolunun tıkanıklığına bağlı olarak idrar kesesinde iltihap oluşabilir. Bu durumda hastada idrarda şiddetli yanma ve yüksek ateş oluşabilir.
  • İdrar kesesi bozuklukları: Prostatın idrar yolunu tıkamasına bağlı olarak tam boşalamayan idrar kesesi giderek genişler, zayıflar ve zamanla kasılma yeteneğini kaybedebilir. İdrar kesesinin kasılma gücünü kaybetmesi içeride sürekli artık idrar kalmasına neden olur. Bazen ameliyat yapılsa bile bu bozukluk düzelmeyebilir.
  • İdrar kesesi taşları: İdrar kesesinde tıkanıklık nedeniyle biriken idrarda oluşan iltihap veya minerallerin çökmesiyle mesane taşları oluşabilir.
  • İdrarda kanama: Büyüyen prostat dokusunda kanlanma artar ve zaman zaman hasta idrarında kan görür.
  • Böbrek bozuklukları: İdrar kesesi iltihapları böbrekleri etkileyebilir. Diğer yandan idrar kesesinde tıkanıklığa bağlı basınç artışı ve içeride sürekli artık idrar kalması nedeniyle zamanla böbreklerde genişleme ve işlev bozuklukları oluşabilir. Ender de olsa bazı hastalarda böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi 50 yaşını geçen her erkek hasta şikayetleri olsun ya da olmasın yılda bir kez üroloji doktoruna başvurmalıdır. Bu başvuru esnasında mutlaka prostat kanseri teşhisine yönelik parmakla prostat muayenesi yapılmalı ve PSA testi yapılmalıdır. Şüpheli durumlarda prostat biyopsisi planlanmalıdır. Eğer alt idrar yolu semptomları da var ise bu tetkiklere ek olarak hastalığın şiddetini ortaya koyabilmek için Uluslararası Semptom Skorlaması doldurtulmalıdır. Ayrıca idrar tahlili ve idrar akım hızı yaptırılmalı; işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarı ölçülmelidir.

BPH’ı olduğu saptanan hastaya tedavide izlem, ilaç veya cerrahi tedaviler önerilebilir.

İzlem: BPH’li birçok erkekte yüksek düzeyde rahatsızlık şikayeti yoktur, dolayısıyla ilaç ve cerrahi tedavi olmaksızın uygulanan ve gözleyerek bekleme olarak adlandırılan yaklaşım için uygundurlar. İdrar akımında zorluk ve buna bağlı belirti ve bulgular oluşmayan hastalarda ürolojik değerlendirmede böbrekler ve mesanenin zarar görmediği tespit edilebilirse hasta takibe alınabilir. Bu yaklaşım şeklinin eğitim, güven verme, periyodik kontrol ve yaşam tarzı önerilerinde bulunma unsurlarını kapsaması gelenekseldir. Gece veya dışarı çıkarken olduğu gibi en elverişsiz durumlarda idrar sıklığını azaltmak için belli zamanlarda sıvı alımının azaltılması; önerilen toplam günlük 1500 ml’den az olmaması; sıvı atılımını artıran ve sıklık, aciliyet ve nokturiyi şiddetlendiren kafein, çay, alkol, acılı, baharatlı besinlerden uzak durulması önerilir.

İlaçlarla Tedavi: BPH semptomları kişinin günlük aktivitelerini ve yaşam kalitesini bozmaya başladığında tedaviye geçilir. Genellikle ilk seçenek ilaçlardır. İlaç tedavisinde prostat içindeki kasları gevşeten ve idrarın akımına bir pasaj sağlatan ilaçlar (alfa-bloker ilaçlar) buna ek olarak prostatın hacminde azalmaya yol açan ilaçlar (5-alfa redüktaz inhibisyonu yapan ilaçlar) kullanılmaktadır. Bunun yanında içinde sabal ekstresi denilen bir bitki ekstresi de medikal tedavide rahatlıkla kullanılabilir. 

BPH’da cerrahi tedavi eğer orta/şiddetli derecede rahatsız olan ve cerrahi dışı tedavilerle düzelmemiş olan, rahatsız edici şikayetleri olan ancak medikal tedaviyi istemeyip aktif girişim talep edenlerde ve güçlü cerrahi endikasyonu olanlarda ön plana çıkmaktadır. Güçlü cerrahi endikasyonlar; 

  • Uygun tedaviye rağmen geçmeyen veya sık tekrarlayan idrar yapamama
  • Medikal tedaviye dirençli tekrarlayan idrarda kan olması, 
  • BPH nedenli böbrek yetmezliği ve mesane taşları oluşmasıdır.

Büyük prostatlarda (> 80-100 mL), büyük mesane taşları gibi ilgili komplikasyonlar veya mesane divertikülü için rezeksiyon endikasyonu bulunduğunda, tercih edilen tedavi açık prostatektomidir. 

Yaşlı erkeklerde uygulanan majör ameliyatlar arasında tüm dünyada 2.sırada olan Transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P) endoskopik (kapalı) olarak prostat dokusunun çıkarılmasıdır. Klasik olarak 60 gr’a kadar olan prostat için önerilirken, günümüzde tecrübeli ellerde 90-100 gr. kadar olan prostatlara da uygulanabilmektedir. Tedavi sonrası hastaların 1/3′ünde semptomların devam ettiği unutulmamalıdır. Komplikasyonlarının önemli olduğu bildirilse de halihazırda TUR-P sadece cerrahi seçenekler içinde değil medikal tedavi dahil BPH’ye yönelik tüm tedavi alternatifleri arasında, klinik başarı dikkate alındığında, altın standarttır.

Kapalı Prostat Ameliyatı ( TUR-P)  dünyada en çok yapılan ameliyatların başında gelmektedir. Rahatlıkla birçok hastaya yapılan bu ameliyat türü anestezi altında yapılmaktadır ve bu ameliyat öncesi hasta eğer kan sulandırıcı kullanıyorsa bu ilaçlarını kesmelidir. Ama kapalı prostat ameliyatı olması gerekmesine rağmen hasta anesteziye kaldıramayacak durumda ise veya kan sulandırıcı ilaçlarını çeşitli sağlıklı problemleri nedeni ile kesemiyorsa bu hastalarımız ameliyat olmadıkları için devamlı sondalı olacak şekilde yaşamlarına devam etmek zorunda kalıyorlardı. Devamlı sondalı olmak yaşam kalitesinde düşmeye, hareket kısıtlılığına ve peniste yaralara neden olmaktadır. Bu nedenle bu tip ameliyat olamayan ve sondalı yaşamak zorunda kalan hastalar için Prostat Termoterapi yöntemi kullanılmaya başlamıştır. Bu işlemde anesteziye ve hastanın kan sulandırıcılarını kesmesine gerek yoktur. Hastaya özel bir sonda takılmakta, bu sonda aracılığı ile prostat dokusuna yaklaşık 1 saat boyunca 550C derece ısı verilip prostat dokusu eritilmeye çalışılmaktadır. İşlem sonrası hemen taburcu edilen hasta 3-4 gün daha sondalı kalmakta ve daha sonra sondası çekilip rahat idrarını yapıp yapmadığı gözlenmektedir. Herhangi bir yan etkisi olmayan bu yöntem, iyi huylu prostat hastalığın tüm evrelerinde rahatlıkla kullanıldığı gibi kronik prostatit tedavisinde de kullanılmakta olup yüz güldürücü sonuçlar alındığında bilinmektedir. İlişki olarak aktif genç yaş prostat hastaları ve anestezi alması yüksek riskli kişiler için ameliyat ya da anestezi gerektirmeyen güvenli ve ideal bir tedavi yöntemi olmakla beraber Prostat ameliyatlarından sonra görülebilen idrar kaçırma, iktidarsızlık, meninin geri kaçması gibi yan etkiler bu işlemden sonra neredeyse hiç görülmemektedir. 

Hastalarımızın durumun ciddiyetini kavrayıp yıllık yaptıracakları kontroller ile prostatın artık korkulu bir hal olmaktan çıkması dileği ile…….

Okumaya Devam Edin
deneme bonusu casino deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler